Kadinla Yaşam

Kış Geceleri Yaklaşırken Dizilere Alternatif En İyi 10 Yerli Kitap

Malumunuz kış mevsimi gelmekte. Erken kararan hava, iş, okul vs. günlük koşturmacanın gecenin bir yarısında ancak bittiği hissi… Buna rağmen kış da olsa ben erken uyumam, sobam yok ki kestane yapayım ama mısır patlatırım kahvemi de yaparım diyorsanız fakat bu gibi dinlencelere klasikleşen senaryolarıyla sıkıcı bulduğunuz dizileri eşlik etmek istemiyorsanız size bir önerimiz var: kitap okumak! İşte okurken kendinizi kaybedeceğiniz ya da bulacağınız olay örgüsüne kapılacağınız, kış geceleri yaklaşırken dizilere alternatif en iyi 10 yerli kitap önerisi…

Kafamda Bir Tuhaflık, Orhan Pamuk

“(…) Rayiha ile kaçıp İstanbul’a gelmelerinden on iki yıl sonra, 1994’ün mart ayında iyice karanlık bir gece boza satarken Mevlut yukarıdan hızla ama sessizce sarkıtılan bir sepetle yüz yüze geldi. ‘Bozacı, bozacı, iki kişilik!” diye seslendi bir çocuk sesi. Sepet karanlıkta gökten önüne bir melek gibi inmişti. İstanbulluların sokaktan geçen bir satıcıdan, pencereden iple sepet sarkıtıp alışveriş etmeleri artık unutulan bir alışkanlık olduğu için bu kadar şaşırmıştı belki de Mevlut. Ta yirmi beş yıl önce orta okul öğrencisiyken babasıyla yoğurt ve boza sattığı günleri hatırladı. Hasır sepetin içindeki emaye kaba, yukarıdan seslenen çocukların istediklerinden daha fazla, iki bardak değil neredeyse tam bir kilo boza boşalttı.(…)

Kış gecelerinde dizilere alternatif en iyi on kitap

Gün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov

“(…) O akşam ve geceyi bütün komşular rahmetlinin evi önünde geçirmeye karar verdiler. Hava iyiydi. Ama sonbahar yaklaşıyordu. Gündüzün sıcaklığı geçtikten sonra San-özek bozkırının birdenbire çıkan serinliği sardı ortalığı. Alacakaranlığı büyük bir sessizlik kaplamıştı ve bir nefeslik rüzgar bile esmiyordu. Bu arada, sabah verilecek ölü aşı için bir koyunu kesip parçalamışlar, şimdi, semaverin başına oturup çaylarını içiyor, havadan sudan konuşuyorlardı. Hazırlıklar hemen hemen bitmişti. Sabahı bekleyip Ana-beyit’e gitmekten başka işleri kalmamıştı. Saatler sessiz, hareketsiz akıp gidiyordu. İhtiyar bir insanın ömrü de böyle gelip geçerdi. Artık ağlamak, üzülmek neye yarar… (…)”

Kış gecelerinde dizilere alternatif en iyi on kitap

Beyaz Gemi, Cengiz Aytmatov

“(…) Otlar hakkında pek çok şey biliyordu. Alçaklarda biten gümüş renkli çayırları da çok severdi. Acırdı da onlara. Pek tuhaftı bu gümüşe çalan ak otlar. Başları hep havadaydı. İpek gibi yumuşak püskülleri rüzgârsız edemezdi. Bekler durulardı rüzgârı. Rüzgâr ne yöne eserse onlar da o yöne eğilirlerdi. Sanki komut almış ve tek kişiymiş gibi bütün çayır o yöne yatardı. Hele yağmur yağacak, fırtına çıkacak olsa başlarını sokacak yer bulamazlardı. Tiril tiril titrer, yerlere kapanırlardı. Eğer ayakları olsaydı çok uzaklara kaçıp giderlerdi. Ama bu halleri yapmacıktı, bir oyundu. Fırtına diner dinmez yine başlarını kaldırır, kendilerini yele verir, oynaşırlardı. Rüzgâr nereye, onlar oraya…  (…)”

Kış gecelerinde dizilere alternatif en iyi on kitap

Şeker Portakalı, Jose Mauro de Vasconcelos

“(…) Toparlanmam için bir hafta gerekti. Bezginliğim ne acılardan ne de yediğim dayaktan geliyordu. Doğrusu, evde bana iyi davranmaya başlamışlardı. Bu da olağan değildi aslında. Ne var ki bir şeyin eksikliğini duyuyordum; beni kendime getirecek, belki insanlara, onların iyiliklerine inandıracak önemli bir şeyin eksikliği. Uslu uslu, canım hiçbir şey istemeden hemen hemen hep Minguinho’nun yanı başındaydım. Hayata uzaktan bakarak, ilgisizliğimde yitip gitmiş gibiydim. Yine de küçük kardeşimin yanımda oluşuna göz yumuyordum. Düğmelerle teleferik oynuyorduk, buna bayılıyor, bütün gününü teleferik vagonlarını indirip çıkarmakla geçiriyordu. Ona sonsuz bir sevgiyle bakıyordum (…)”

Kış gecelerinde dizilere alternatif en iyi on kitap

İskender, Elif Şafak

“(…) İnsan ömrü kısaydı, bir kurtçuğunkinden farksız. Ya da ipekböceğininkinden. Âdemoğulları, Havvakızları tuhaf mahluklardı. Kurtçuğa benzetsen alınır, ipekböceğine benzetilmekten keyif duyarlardı. Böceklerden iğrenir ama parmaklarına uğurböceği konsa hayra alamet sayarlardı. Sıçanlardan tiksinir, sincaplara bayılırlardı. Akbabaları itici, kartalları heybetli bulurlardı. Sinekleri hor görür, ateşböceklerine bayılırlardı. Bakır ve demire ehemmiyet vermez, altına taparlardı. Ayaklarının altındaki taşlara dönüp bakmazken mücevherler için delirirlerdi. (…)”

Kış gecelerinde dizilere alternatif en iyi on kitap

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali

“(…) Büyük salonun kapıya yakın bir duvarın önünde birdenbire durdum. O andaki hislerimi, bilhassa aradan bu kadar seneler geçtikten sonra, anlatmama imkân yok. Yalnız orada, kürk mantolu bir kadın portresinin önünde, mıhlanmış gibi durduğumu hatırlıyorum. Resimleri seyredip geçenler, vücutlarıyla beni sağa sola itiyorlar, fakat ben olduğum yerden ayrılamıyordum. Bu portrede ne vardı?.. Bunu izah edemeyeceğimi biliyorum; yalnız, o zamana kadar hiçbir kadında görmediğim garip, biraz vahşi, biraz mağrur ve çok kuvvetli bir ifade vardı. Bu çehreyi veya benzerini hiçbir yerde, hiçbir zaman görmediğimi ilk andan itibaren bilmeme rağmen, onunla aramızda bir tanışıklık varmış gibi bir hisse kapıldım. (…)”

Kış gecelerinde dizilere alternatif en iyi on kitap

Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali

“(…) İki saat kadar sonra Kuyucak’a geldiler. Çamurlu sokaklarda hiç kimseler yoktu; yalnız çıplak ayaklı küçük bir kız çocuğu elinde bir değnek ile, mütemadiyen bağıran ve çamurlu kanatlarını telaşla çırparak koşan birkaç kazı kovalıyor, onları bir bahçe çitinin alt tarafındaki ufak delikten içeri sokmak istiyordu. Atları görünce kenardaki ekşi kokusu ta uzaklara kadar yayılan bir gübre yığınının üzerine çıktı, değneğini ayaklarının ucuna dayadı ve büyük gözlerle geçenlere bakmaya başladı. Atlılar köşeyi dönünce kazları olduğu gibi bıraktı, elinden değneğini atarak evine koştu.(…)”

Kış gecelerinde dizilere alternatif en iyi on kitap

Bir Gün, Ayşe Kulin

“(…) Vaktimiz dolmaya başlamıştı. Bir saat kadar sonra ayrılmak zorundaydık. Belki de bu nedenle birbirimizi kaşımamaya çok özen gösteriyor, fikir çatışmalarına neden olacak siyasi konulardan uzak kalaraksadece köyden tanıdıklarımızın dedikodusunu yapıyorduk, artık. Ne kadar çok güldük ve eğlendik… dertleştik, hüzünlendik yine güldük. Zamanın nasıl uçup gittiğinin farkına bile varmadık çene çalarken. Sonra ben, şeytan dürtmüş gibi, Doğu’da, evlerinde nerdeyse kilit altında tutulan, okula yollanmayan, babaların, amca ve dayıların en çok da ağabeylerin güç gösterilerinde heder olup giden kızlar için neler düşündüğünü sordum. (…)”

Kış gecelerinde dizilere alternatif en iyi on kitap

Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay

“(…) Sonra beni sadece küçümserler albayım, ilgi filan duymazlar. İstediğim gibi de dinlemezler. Kaç kere gözümle gördüm itirafçıların acıklı durumunu, arkalarından nasıl alay edildiğini. Bununla birlikte albayım, her şeye rağmen albayım, ne pahasına olursa olsun albayım, ıstıraplarımla birlikte gömülmeye razı olamadığım için, her insanın yaptığı gibi çocuk şeklinde, yazı şeklinde, itiraf şeklinde, suç şeklinde, oyun şeklinde kendimden geriye bir şeyler bırakmaktan kaçınamayacağım için bu sözlere boyun eğiyorum. Dünyaya yeni bir örnek getirmek istediğim halde, tek başıma bunu başaramadığım için, insanları peşimden sürüklemeye çalışacağım.(…)”

Kış gecelerinde dizilere alternatif en iyi on kitap

Serenad, Zülfü Livaneli

“(…) Şimdi basını tarayıp üniversite ile ilgili haberleri dosyalamam, cevap verilecek yazıları ayırmam gerekiyordu ama genelde severek yaptığım bu işi yapmayı hiç canım istemiyordu. Kolumu bile kıpırdatmak istemiyordum. İçimde müthiş bir sıkıntı vardı. Nedense, bugün beni görmek istemediği için profesöre kızgındım. Neden yalnız kalmak istemişti acaba? Birisiyle mi görüşecekti? Otele telefon edip Profesör Wagner’in odasında olup olmadığını sordum. Operatör, “Bağlıyorum!” dedi. Oysa ben bağlamasını istememiştim.(…)”

Kış gecelerinde dizilere alternatif en iyi on kitap