Kadinla Yaşam
Sezaryende yüzde 25-30'luk oran yakalanabilir

Sezaryende yüzde 25-30’luk oran yakalanabilir

Buyru, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de sezaryen  oranlarının yüksek olduğunu belirterek, bunu düşürmek için sağlık Bakanlığı ve  çeşitli derneklerin çalıştığını söyledi.

Doğum hakkında anne adaylarını bilinçlendirmeye yönelik faaliyetler  yürütüldüğünü ifade eden Buyru, bilinçlenme sonrası anne adaylarının normal doğum  yapmaya ikna olduğunu kaydetti.

Buyru, ne tür doğum yapacağını anne ve doktoruna bırakmak gerektiğini  dile getirerek, “Normal doğumda epidural anestezi uygulamasının  yaygınlaştırılması, daha konforlu normal doğum koşullarının sağlanması, hekimler  açısından normal doğumun performans puanının yükseltilmesi, açılan tazminat  davalarına bir sınır getirilmesi gibi önlemlerle uzun vadede normal doğum oranını  arttırmak mümkün olabilir” şeklinde konuştu.

Doğum öncesi sezaryenin bir operasyon olduğunu ve bunun riskler  taşıdığının aileyle paylaşılması gerektiğine işaret eden Buyru, şunları kaydetti:

“Sezaryen, normal doğuma göre daha fazla kanama ve infeksiyon riski  vardır. Çok nadir de olsa ameliyat esnasında mesane ve bağırsak gibi iç organ  yaralanmaları oluşabilir. Daha sonraki gebeliklerde bebeğin eşinin yapışma yeri  ile ilgili kanama ve rahim alınması gibi problemler ortaya çıkabilir. Buna  karşılık önceden planlanabilmesi, Ağrı çekilmemesi gibi avantajlardan da söz  etmek mümkündür. Buna karşılık normal doğum sonrası periyot çok daha rahattır.  Her ne kadar doğum öncesinde ağrı çekilse de doğumdan sonra bunlar çabucak  unutulup, anne kolaylıkla bebeği ile ilgilenebilir. Unutulmamalıdır ki, uzun süre  ağrı çekilmesine rağmen bazen doğum gerçekleşmeyip sezaryen de  gerekebilmektedir.”

“Sezaryenin, bebek için daha az riskli olduğu iddiası doğru değil”

Prof. Dr. Buyru, bebek açısından sezaryenin daha az riskli olduğunun  iddia edildiğini, bunun tamamen doğru olmadığını vurgulayarak, iri bebek, bebeğin  ters olması, suyunun azalması ve gününün geçmesi durumlarında sezaryenin tercih  edilmesi gerektiğini bildirdi.

Normal doğumda da bebek kalp atışlarının izlendiğini, küçük bir riskte  bile sezaryene geçildiğini dile getiren Buyru, “Yine de iri bebeklerde normal  doğum esnasında omuz-kol takılması, sinir zedelenmesi gibi problemler ortaya  çıkabilir. Bu nedenle işler yolunda gitmediğinde normal doğumda ısrarcı olmamak,  sezaryen kararı vermek doğru olacaktır. Sezaryen doğan bebeklerin sindirim  problemlerinin daha sık olduğu, ileride bu bebeklerde obeziteye daha sık  rastlandığı gibi iddialar olsa da bunlar kesin olarak kanıtlanmış veriler  değildir” diye konuştu.

Buyru, Türkiye’nin sezaryen doğum oranları açısından dünyada ilk  sıralarda yer aldığını dile getirerek, Hollanda gibi ülkelerde ev doğumları ve  ebe tarafından yaptırılan doğumların fazla olması nedeniyle sezaryen oranlarının  düşük olduğunu söyledi.

“Giderek daha geç yaşlarda doğum yapma, daha az sayıda doğum yapma,  daha konforlu doğum yapma isteği, bebeklerin doğum ağırlıklarının giderek artması  da sezaryen oranlarının tüm dünyada artışına neden olmaktadır” diyen Buyru,  “Bugün sezaryen oranı ülkemizde yüzde 40’ın üzerindedir. Yaklaşık yüzde 25-30’luk  bir oran mantıklıdır ve normal doğumun özendirilmesiyle uzun dönemde bu oranlara  ulaşılabilir” ifadesini kullandı.